curiosityrules

Perşembe, Ekim 01, 2009

7 ilginç şey

Mercimek tanesinden gelen bir MİM'im var. Aksattığım diğer işler gibi bu da aklımın bi köşesinde bekliyor, bi de masamda bekleyenler var ama onları ne ben göreyim ne başkası hele müdürüm hiç görmesin diyip geçiyorum kendimle ilgili 7 ilginç şeyi yazmaya...

Ha başlamadan söyliyim insanın kendisiyle ilgili ilginc sey yazması zor, aslında en güzeli yakın arkadaşlara sormak. Zira bana ilginç gelen de başkasına gelmeyebilir, neyse..
1- ilkokul son da eskrim yaptım. O zamanlar öyle çok bilinen bi spor değildi, ama romanyadan ithal mülteci bi hocamız vardı onun aşkına ben de baya gittim geldim, hatta bi ankara birinciliğim var, kızlar kategorisinde benden başka yarışmacı olmadığı için otomatikman birinci olmuştum...
2- gözlerim -7 derece miyop, iş yerindekiler için de bu ilginç olabilir zira başladığımdan beri sürekli lens taktığımdan çoğu bilmiyolar gözlüksüz burnumun ucunu göremediğimi..
3- babamdan 15 cm kısa annemden 15 cm uzunum, öyleyse benim boyun kaç bulun bakalım :P
4- yıllar boyunca adımdan hiç hoşlanmadım, en sevdiğim isim eceydi zira ilkokul öğretmenimin en sevdiği kız öğrenci oydu sınıftaki, içimdeki ezik sevilme isteği yüzünden adımı bile değiştirebilirmişim... haa eğer erkek olsaydım murat olcakmış adım, o yüzden iyiki erkke olmamışım diye seviniridm çünkü tanıdıım bi murat vardı sadece o da allahın uyuzuydu...
5- çok ödlek bi insan oldum sonradan, ne korku filmi seyredebilirim ne kitabı okuyabilirim... gece yalnız kalmaktan bile ödüm kopuyo... bi film vardı grudge mıydı neydi sırf onun fragmanı yüzünden aylarca duşta kafamda bişi çıkıcak korkusu yaşadım.
6- cep telefonumu çamaşır makinesinde yıkadım, kotumun cebinde unuttuğum için, dalgınlığım ve unutkanlığım o derece...
7- doğurana kadar çok depresif karamsardım şimdi ne depresyona zaman var ne battaniye altı zamanlarına...

ha bu arada o logoyu burdan -işyeri ekleyemiyorum bloga bi de logoda kreativ blogger diyo ya ben pek kreativ diilim başkaları yapsın ben yiyim, takıyımi giyiyim modundayım daha çok :)

Perşembe, Ağustos 27, 2009

catching up

yine uzun zaman oldu. Çağan 2.5 oldu... bırbırbır konuşmaya başladı. Hala zor çocuk olayı, bilmiyorum belki 3 yaştan sonra kolaylaşır.. Tuvalet eğitiminde 1 metre yol alamadık, altı açık oldğunda ya bulduğu yere yapıyo sonra ağlayarak gelip çiş yaptım diyo, yada bez bağlatıyo.. Pipisine hayran, sürekli çekiştirip duruyo, dün bana bakıcıyı şikayet etti. Halise kızdı diye... Pipini çekme demiş, halise kızdı diyo... Dedim halise abla sen tepki gösterme o acısa çekmez zaten... Pipiş pipiş diye çeke çeke geziyo altı açık olduğunda...Altını bağlamadan önce pipiyi seviyo sonra popoyu seviyo öyle bağlıyoruz.. Böyle dönemler içerisindeyiz, komik...
Bi kez Tentenle tatile çıktık Çağanı bırakıp 4 günlüğüne... O gerçekten tatil oluyomuş onu anladım, önümüzdeki haftalarda da ÇAğanla çıkıcaz umuyorum... O tatil olmıycak ama Çağan deniz kum güneş görsün olacak..
Taşındık alt kata, Çağan hala alışamadı evin kapısına her gelişimizde aşşağıdaki eve geldik böğğğğ diye başlıyo, ben bile asansörde eski katımıza basıyorum, normal alışmaması... bu evde bi odası var, henüz içerisi silme oyuncaktan oluşuyo ama ekim ayında mobilyalar da gelecek. O zaman belki ayrı yatmaya başlar, bilmiyorum çok umutlu ve istekli de değilim zaten bu konuda... Dibimde yatması hoşuma gidiyo, Tenten olmadığında birlikte yatıyoruz zaten, o varken de ÇAğan hemen bizim yatağın dibindeki bebek yatağında yatıyo. Bi kitapta okudum doğu toplumlarında çocukların ebeveynle yatması çok da anormal karşılanmıyo, bu kültüre göre değişen bir olgu, kesin bir kanaat yok diye.. O kitaba inanıp güveniyorum şimdilerde...
Ankaradaki Meşhur Çıtır Simit'e gittik sonunda. Gerçekten ufak bi hayvanat bahçesi, çocuk varsa gidin, yoksa değmez zira servis baya kötü, 5 kere falan çay istiyosun anca geliyo...
2.çocuğu yapsam mı yapmasam mı diye düşünüyorum. karar veremiyorum.. hem enerjim yok, hem de yapma konusunda hevesli bakma konusunda çok zayıf bi baba var ortada, o yüzden karar veremiyorum. Teoride istiyorum zira Çağanın kardeşle büyümesinin onu normalleştireceğini ve hayata daha fazla hazırlayacağını düşünüyorum, iş pratiğini özellikle de ilk 3-5 yılı düşünmeye gelince yemiyo...
Bilmiyorum belki 1 yıl daha düşünüp ona göre karar veririm...
İş aynı, şimdiye kadar işle ilgili ettiğim dualara bakıyorum... Üniversiteden mezun olduğumda çok geneldi bi iş bulayım diye ediyodum, zira 2001 de deli bi kriz vardı.. Bi iş buldum aile firmasıydı, çok çektim istifa ettim, başladım duaya allahım nolur kurumdal bi şirkette işe giriyim diye, o da oldu oyakbankta başladım, sonra bankacılık bana gelmedi, yok satış hedefi yok müşteri ziyareti, bu sefer de dedim ki nolur kamu olsun, alıyım maaşımı iş güvenliğim olsun, satış baskım olmasın rahat rahat çalışayım.. şimdi de kamudayım... ve tam olarak üzerinde düşünmeden ettiğim dualara bakıyorum, ne kadar yanlışlarmış... ve bugünkü duam, allahım lütfen yaparken zevk alacağım, yeteneklerime-kapasiteme uygun, parasal tatmini olan, yaptığım işi anlamlandırabileceğim bir işim ve bana yakın iş arkadaşlarım olsun....
hayır iş değiştirmeyi düşünmüyorum, ama olur ya hayat bazı şeyler getirir önüme, değişiklikler, imkanlar vs, hep bu duaya göre getirmesini temenni ediyorum artık...
30 yaşıma 1 kala kendime bakışımda çok şey değişti, eminim 5 sene sonrada değişir ama sanırım daha çok annelik sayesinde farklı düşünüyorum... hala çok güvensiz hissettiğim alanlar var, kafamda kurguladığım çözemediğim ama kendime karşı daha affediciyim, ve daha çok seviyorum, beğeniyorum kendimi,, sürekli savaşmıyorum arada savaşıyorum... insanlara da aynı şekilde yaklaşmaya çalışıyorum kendimi yıpratmamak adına..
böyleyim işte özet olarak son zamanlarda...

Etiketler: , ,

Cuma, Haziran 05, 2009

babalar günü

Geçen gün babalar günü hediyesi olarak bir sipariş verdim internetten. Hediyeye eklenmesini istediğiniz not bölümü vardı. Oraya yazmak istediğim şuydu "babam olduğun ve hep yanımda olduğun için"... Kulağa hoş gelen, bir babanın duymaktan hoşlanacağı bi not. Sonra ne farkettim, benim babam yanımda değildi.. Fiziki olarak zaten değil 27 senedir, maddi olarak yanımdaydı diyebiliriz okul dönemi boyunca en azından. Ayda bir falan telefonda konuşuyoruz, senede bir falan da yüzyüze görüşüyoruz, doğumgünlerinde özel günlerde hediye alıyoruz birbirimize. Manen yanımda mı diye sordum kendime, hayır manen de yanımda değil malesef, benim istediğim beklediğim kadar değil. Bi sorunum olsa ilk arayacağım 3 insandan biri mi diye düşünüyorum, babam belki 4. insan böyle bi durumda arayacağım. Çok suçlamadığım gibi düşündüğüm kadar kolay da affedemiyorum. Hep içimden bırak gitsin diyorum, hesaplaş geçmişle ve bitir, zayıflıklarınla ilgili şu anda olduğun insanın beğenmediğin yanlarıyla iilgili anne-babanı suçlayamazsın, bu kolaycılık olur diyorum. Diyorum ama yapamıyorum, facebookta kızkardeşimle fotoğrafını görüyorum, yeni çocuklarıyla da deliler gibi ilgilenmese de onların fiziksel olarak yanında ya, bu acıtıyo işte. Bazen hayat baba-kız ilişkisinin hep iyi yönlerinden nasibini almış kendine güveni yüksek insanlar çıkarıyo karşıma, o zamanlarda yeniden sorguluyorum.. Biraz da o yüzden Çağan ileride babasına aldığa hediyeye böyle bi not düşebilsin isteğiyle tenten ve çağanın iyi olmalarını istiyorum. Ama durum ne, Çağanla ilgilenmekten kaçınan ve çocuğu sadece sıkıştırıp öperek seven tenten, ve oynadığı oyundan bu şekilde koparıldığı için mutsuz olan Çağan ve çığlıkları...
Böyle duygularım var işte babalar gününe dair...

Etiketler:

Cuma, Nisan 03, 2009

para para para secret mecret

şu secret işini içselleştiremiyorumdur nedir para konusunda çok başarısızım. bu aralar, sürekli alakasız yerlere ufak-büyük bisürü para harcıyorum... napacağımı şaşırdım...
tekrar söylüyorum doktor muayne ücretleri bu kadar pahalı olmamalı.. çağanın gözünde tekrar kırmızımsı bişey çıkınca yeniden göz doktoruna götürdük... bu arada 2 ay önce zaten gitmiştik uçuk için- aynı doktor.. ama göz muaynesi yapmamıştı o zamanşimdi bi de göz muaynesi yaptı 200 ytl.. bi de ben yaptırdım zira 4 senedir erteliyorum..-200 ytl... secret yapsan ne yapmasan ne..... kızgınım ayrıca doktora çağandan para almayabilirdi, zaten gelmişsiz 2 ay önce ve sen kontrolde yapman gereken muayneyi yapmamışsın. biraz da özel sağlık sigortası var diye mi yapıyolar anlamıyorum... özel sağlık sigortası şirketleri duyun beni, şu doktoralar biraz baskı yapın, anlaşın, muayne ücretlerini düşürsünler hem biz zarardayız hem siz....
ha bi de test yazdı bana, göz için test 800 tl miş.. ne testmiş diyorum başka da bişi demiyorum...

2 yaş mektubu

yavru kuzum
tam 2 yıldır beraberiz artık. tanıyoruz birbirimizi, seviyoruz, biz seni hep öpüyoruz sıkıştırıp seviyoruz sense şimdiye kadar bana öpücük kondurmuş değilsin-öpmeyi bilmiyo değilsin zira fareyi öpüyosun ama beni öpmüyosun neden allahım neden, neyse- ama sen de anne deyişinle, bazen uykudan önce kafanı göğsüme koyuşunla gösteriyosun sevgini... her gün yeni bi kelime öğrenip cümle içinde kullanıyosun, acaba olsun ama olsun bağlaçlaraderin bi sevgi duyuyosun. bi de şu incilerini videoya kaydedebilsem... ama aleti görür görmez üstüne saldırdığından beceremiyoruz.
son incilerin şunlar:
-yunus balığı nerden gelmiş acabaa
-ama kalp
-attaya gitcez, annanne bizi merdivende bekler
- evde bizi kedi bekliyo (bu tamamen yalan, bizim evde kedi medi yok)
bi de fareyi kaydıraktan kaydırma muhabbetimiz var her gece 5 posta tekrarlıyoruz
fare kaydıraktan kayar, tepe üstü çakılır
ben- ayy fare gene mi düştün.. gel bakiim neren acımışşş
çağan- burnu acımışş burnu.. (bazen burnu bazen göbüşü, kafası yada bıyıkları acıyor farenin)
ben- öpelim de geçsin... kim öpsünn
çağan- aaaanne öpsün
ben- muckkk
çağan- bi de çağan öpsün.. muck muck
çağan - OTUYYYY FAAAYYEEE
işte buna bayılıyosun oğlum, fare kafa üstü çakıldıkça kıkır kıkır kıkırdıyosun, ilerde sadist eğilimli olmandan korkuyorum...

sosyal olarak çok geliştin, artık çocuklardan korkmuyosun, egeyle oyun bile oynadın... kızgınlık krizinde olmadığın sürece melek gibi bişisin, tadından yenmiyosun. yalnız uykuya yatmadan önce çenen açılıyo...
ben- hadi uyu oğlum bak herkes uyudu, ışıklar söndü.
çağan- örümcek böyle gidiyo (eliyle gösteriyo)
ben- tamam annecim örümcek öyle gidiyo hadi uyuyalım
çağan- kokiii kokiiiii

parmaklarını falan sayıyosun 10a kadar, işte uyumamak için ne varsa yapıyosun...
yemek konusunda malesef gelişme kaydedemiyoruz, hala çiğnemeyi bilmiyosun, ama elinde sürekli yiyecek şeyler olsun istiyosun, çilek, çikolata, çucuk kraker, haa bide nutellaya dadandın bu ara... işte bi de yalamaktan çiğnemeye geçsen süper-düper olcak...
böyle beybi.. maceralı bi 2 yıldı seninle geçirdiğimiz eminim hayatımızın geri kalanı da öyle geçicek..

seni seviyorum,
annen

Perşembe, Mart 19, 2009

I love you asliii i love you asliii

evet kocam hangi çikolatayı sevdiğimi bilmiyo, ve belki bazılarınızın düşündüğü gibi benbuna fazla önem veriyorum, whatever benim sevdiğim çikolatayı bilip teeee amerikadan yollayan arkadaşlarım olduğu sürece tentenin getirdiği damakları çerez niyetine hüpletmeye devam edebilir, her elinde benimle alaksı olmayan çikolatayla içeri girdiğinde aaa süper aşşşşkım bana çikolata mı aldın ne kadar harika bi insansın tezahüratlarında bulunabilirim..
Japonasım çok mutlu ettin bizi Çağan'ı ve beni, tenten hala antalyada ve rejimde olduğundan çikolatadan haberdar etmeyebilirim kendisini ama eminim kartı görünce o da bayılır.
çağana hala 2 yaş mektubu yazmam lazım, toparlanıp oturabilirsem onu da yazıcam da bugün asıl bizim annelerimizin kuşağının torun bakma konusundaki tembelliklerine odaklanasım var... Kendi annemle başlıyorum, 6 ay baktı Çağana, annanem de annem de bizde kalıyodu. Hayatımın en zor dönemiydi, bi yandan onları mutlu etmeye, bi yandan tenteni idare etmeye çalışıyodum. Çok mutsuzdum en ufak şeyde patlıyodum... Evde bi yandan annem yoruluyo diye sorumluluk duygusuyla eziliyodum, ona yardım edicem diye ve bi yandan çağanla olabildiğince ilgileniyim diye canım çıkıyodu. Bu arada Tenten evde 3 tane kadın var diye elini hiçbişeye (ÇAğan dahil) sürmüyodu... Artık herşey yoldan çıkmaya başladığında Çağan'a bakıcı baksın, annem de haftanın 3 günü falan gelsin gitsin onla oynasın kararı almıştım... Bakıcı geldi annem haftada 1 ancak geliyodu sonra da onu da bıraktı, artık biz haftada 1 gün gidiyoruz cmtleri, bi de tenten olmadığında onlar gelip bizde kalıyolar. Ama o zamanlarda bile değişik bi şekilde normalde olduğundan daha çok yorulduğumu hissediyorum ben, belki psikolojik bilemiyorum...
Kendi annem dışında sugibinin ve ist-as'ın annesi de benzer yaklaşımlar sergiliyo.. Bu annelerin hiçbiri çocuk bakmamış daha önce, çalıştıkları için kendi çocuklarına ya anne-babaları bakmış yada bakıcılar, dolayısıyla bilmiyolar çocuk bakmayı bi de yılların yorgunluğu var tabi üzerlerinde ve çocuk bakmak çok yorucu bi iş olduğundan böyle oluyodur bilmiyorum. Ha belki biz de öyle oluruz ilerde onu da bilmiyorum... Ama bildiğim şey bakıcı tutmanın hayatımı ne kadar düzene soktuğudur. Gene yoruluyorum vs, gene tenten istediğim ölçüde yardımcı ve katılımcı değil ama en azından 24 saat annemi memnun etme hissiyle ve minnet duygusuyla yaşamıyorum... Ha bi de annem bakmaya devam etseydi ÇAğanla aramızdaki ilişki şimdiki gibi olmazdı belki bilmiyorum, zira ÇAğan her zaman beni bakıcıya tercih eder, ama annem bakarken en güzel gülüşler ona saklıymış gibi geliyodu... Yine de Çağan'ın gelişimi açısından çok istememe rağmen annemin bakmasını, o yol benim için fazla zordu.... Bi de güvenebileceğimiz bi bakıcı bulmanın, ve maddi açıdan ben çalışmaya başladığım için rahat olmamızın da etkisi vardı.
Burdan bi kez çocuk sahibi olup ilk yıllarda benzer sorunlarla boğuşan insanlara kolay gelsin diyorum....

Etiketler: , , ,

Perşembe, Ocak 29, 2009

Bebe belik hayat

En son Çağan'ın gözünde kalmıştık. Sabahtan sağlık ocağına götürdük doktor uçuk dedi ama uçuk tedavisi için olmayan bi merhem verdi. 1 günde ilaçlara rağmen hastalık ilerlemeye devam edince ben de işkillenip akşama göz doktoruna götürdüm. O da uçuk dedi, ve zovirax şurup verdi. Yaklaşık 3 haftadır kullanıyoruz, gözü artık temizlendi, içim rahatladı. Yalnız sağlık sistemine uyuzum, iyi hizmet alabilmek için illa 200 YTL'yi gözden çıkarıcaksın, başka türlü olmuyo. Yoksul ailelerin çocukları nasıl yaşıyo, merak ediyorum. Sanırım asıl survivor onlar, türü devam ettirmesi gerekenler. Yoksa bizimkiler doğal seleksiyonda yalan olup giderlerdi. Çağan örneğin yemek konusunda değişik şekillerde destek almasaydı kesin gelişim geriliği göstercekti. Bilmiyorum köyde falan olsa böyle bi sorunu olmazdı, başka çocuklardan önce yiyebilmek için yerdi diyenler vardı.. Bence Çağan o koşullarda yaşayamazdı. Zira zaten açlığa çok uzun süre daynabilen bi çocuk, bi de yetersiz beslenmeyle bağışıklık sistemi zayıflardı, ve hastalıklara açık hale gelirdi. Meme ve biberon istemediği için uykuda beslediğimiz zamanları düşünüyorum mesela.. Neyse, bu aralar gene okumaya başladım bu yeme sorunlarıyla ilgili. İngilizce okuyorum artık, çünkü orda bu sorunlar daha ciddiye alınıyo, ve tedavi edilebildiği merkezler var. Çağandan beterleri varmış onu öğrendim mesela, bu food aversion - yemekten sakınma denilen olay tüple beslenmeye kadar ilerleyebiliyomuş... Nette okuduğum vakalarda genelde eşlik eden konuşma problemleri de var. Çağanın konuşmayla sorunu yok hatta battaniyeyi getir dütdüt yapalım gibi çift yüklemli cümleler bi kuruyo. Tedavi daha çok davranışçı methodlarla yapılıyo, bi çatal yemek (amaç katı gıdaya geçiş zira çağan-vb çocuklar çiğnemeyi bilmiyor kusuyor, geğiriyor, öksürüyor) bi ödül. Yemek yoksa ödül (çizgi film-oyuncak yok) yok ama ceza da yok. Terapistler yediriyomuş 3 hafta falan.. Anne izliyo öğreniyo bi yandaN speech terapist denen uzmanlar da konuşma terapisi yapıyolar. Çocuk sonunda koşullanarak kussa da geğirse de öksürse de yemek yemeyi öğreniyomuş... Merkeze pudingi ağzına koymaya koprkan 7 yaşında bi çocuk girdi (videoda izledim) çıktığında happy meal yiyebiliyodu. ( eh orası amerika) Herneyse Tr'de böyle yerler açılsa belki var İstanbulda ama Ankarada yok, deli gibi iş yapar, bi sürü anne baba da duacı olur... Neyse bunlar da bu konuda öğrendiklerim. Paylaşıyım, içimi dökeyim...

Etiketler: , ,

Perşembe, Ocak 22, 2009

0-6 yaş

ODTÜ'de 0-6 yaş anne-baba eğitimine katıldım. Aldığım bazı notlar var unutmayayım ve paylaşayım diye yazıyorum:
  • 2 Yaş bebeklerin annenin eteğinden ayrılmadığı dönemmiş, onu iteklemek bi rahat ver çocuğum yapmak sadece daha beter hale getirirmiş dönemi, en güzeli eteğinize yapışık bu dönemi atlatmasını beklemekmiş.
  • Çocukla "iyi iletişim" bugün neler yaptın değil de, üzgün/mutlu/endişeli görünüyorsun diyerek altında yatanı öğrenmek...
  • Eğer bir başkasının kucağına gitmek/öptürmek istemiyorsa, çocuğu zorlamama, böylece bedeninin kendisine ait olduğu mesajını iletme
  • Çocukla ilgili olarak korku ve kaygıyla hareket etme bunu senin yüzünden okur!!!
  • Sinir krizlerin temper tanrumlarda en doğru hareket görmezden gelmek
  • güçlü ebeveyn
  • tutarlı davranmak, eğer yanlış davrandıysan bile bunu tutarlı yapmak önemli, önce çocuğa bağırıp sonra ay yavrum ben sana bağırdım özür dileirm dememek lazımmış....
  • 3 yaş kabusların, gece terörünün görüldüğü yaşmış, korkusunu kabul edip mantıklı davranmasını beklememek lazımmış. Yatağa yanınıza gelmek isterserse gelsinmiş, uyuyunca yerine geri götürebilirmişiz.
  • Bu yaşta 3 tekerlekli bisiklete binebilirmiş.
  • Mum yapmak, kolye yapmak, boncuk-makarnadan kolye, için uygunmuş 3 yaş, sevdiği şeyleri tekrar tekrar yapmak istermiş.
  • Yapabildiklerini kendisinin yapmasına izin vermek lazım, herşeyi anne yapmasın!!!Uzaktan kontrol etmek...
  • Ne soruyasa sadece ona cevap vermek yeterli
  • Renk kavramı 3 yaşta otururmuş
  • Yapma denmiycek secret gibi, ne yapmasını istiyosan onu söyliyceksin cümleyi olumsuz kurmayacaksın
  • 3 yaş aynı zamanda cinsel kimliğin geliştiği yaş..
  • 4-5 yaştan sonra karşı cinsten ebeveynlerle beraber banyo uygun değil..
  • Tuvalet eğitiminde yapıştırmalar - çocuüun her tuvaleti kullanışında kendi klozetine yapıştırma yapıştrması
  • 4 yaş kreş için ideal
  • 5 yaş kurallı sporlara başlayabilir
  • 5 yaş altın yaş melek gibi oluyolar gaza geliyolar, hadi yavrum sen odanı çok güzel toplarsın gibi..
  • ilkokul 1 önemli... ödev yaparken yanında otur, cesaretlendir...

Etiketler: